



Bir süredir aklıma olan bir şeydi facebook hesabımı kapatmak. Son zamanlarda olanlar ise “hadi kapat, hadi kapat kurtul” diyordu usul usul. Bu seslenişlere daha fazla dayanamayıp facebook hesabımı az önce kapatmış bulunmaktayım. İletişimde oldugum kişilerde zaten iletişim bilgilerim (mail – telefon vs gibi) var. İş bu nedenle aslında iletişimim olmayan ama facebook profil sayfamın yan tarafında kalabalık şekilde duran bir kesim ile bağları kopardım sanırım. Arayacaklarını yada arkadaşlık davetinden öteye gidemedikleri için yoklugumu farkedeceklerini...
Ne alsam konusunda fazlasıyla kararsız biri olarak bire süre önce bilgisayarımı degiştirmeye karar verdim. Gerek ekranda çalışma alanının az oluşu gerekse sistemin kullandıgım programlarda yavaşlıklara neden oluşu ile terfi etmenin zamanı idi. Bir yandan acaba sadece ramleri degiştirsem beni bir süre daha idare eder desem de kendimi parça parça sistemi degiştirirken buldum. İlk talihli monitör oldu, çünkü bir an önce daha geniş bir alana ihtiyacım vardı. Bu kapsamda 22″ – 24″ ler arasında bir aya yakın bir zaman gidiş gelişler yaşarken işin...
Ankara Devlet Opera ve Balesi (ADOB) tarafından 12 yıl aradan sonra izleyiciyle buluşan Alexander Dumas’ın ”Üç Silahşörler”indeydik bu akşam. Saat 19:30 civarında kapısına dayanılan Opera sahnesindeki kalabalık her ne kadar güzelde olsa oyunun başlama zamanında salonda göze çarpan boş koltuklar açıkcası tuhaftı. Devlet opera ve balesi ile tiyatrolarının temsillerinin biletlerinin 13 gün önceden internet üzerinden satışa sunulması ve biletlerinin hemen tükenmesi her daim yakındığım bir durum olmuştur. Sanırım salondaki bu boşluklarda büyük...
Yaklaşık olarak 1,5-2 yıl kadar önce Ada Kitapevinde (yanlış hatırlamıyorsam) gördüğüm bir educa ürünü puzzle idi “Bearly Christmas”. Ancak o sırada fiyatının fazla oluşu nedeni ile şimdilik dursun haftaya filan alırım demiştim. Ertesi hafta puzzle’ı almak için güle oynaya gittiğim dükkanda ürünün satılmış olduğunu görmek açıkcası pek hoş olmamıştı. O zamandan bu yana denk geldiğim kitapçıların yada puzzle bulunan dükkanların educa reyonlarında “Bearly Christmas” a bakar idim taki geçtiğimiz aylarda Dost Kitapevine...
Uzun zamandır blog ile alakamı kesmiş durumdaydım. Bir süredir içimden ara ara geçen düşünceler tekrar dönmek yönünde idi ancak günlük hayatın koşuşturmacasında sağa sola devinimlerle beraber bu düşüncemi gerçekleştirememiştim. Taki bugüne kadar… Evet, tekrar blog hayatına dönmüş durumdayım. Gariptir eski blogcuların büyük bir kısmı sessizliğe bürünmüş durumda. Neyse efendim yine buradayız, aradan geçen zamanda birçok şey oldu. Bunlar arasında en ne geregi vardı dedirteni sanırım askere gidip gelmem idi. Bunun dışındakiler ise yüzeysel...
( Bknz Şekil 1.A – Doğum günü pastası ) Yaş 35 yolun yarısı eder demiş şair ama yaşın 25 oluşuna dair henüz literatürümüzde bir bilgi yok. Matematiksel gerçekler çeyrek asır olarak tabir etsede, asır kelimesinin elbiseme yakışmadığını düşünüp reddediyorum modaya uygun giyinmeyi. Daha dün gibi zillere basıp kaçtığımız ve bundan garip bir şekilde haz aldığımız günler. Neyse konumuza dönelim, 25. doğum günü; Normal başlayan, öğlene doğru temponun arttığı gece...