



Yaklaşık olarak 1,5-2 yıl kadar önce Ada Kitapevinde (yanlış hatırlamıyorsam) gördüğüm bir educa ürünü puzzle idi “Bearly Christmas”. Ancak o sırada fiyatının fazla oluşu nedeni ile şimdilik dursun haftaya filan alırım demiştim. Ertesi hafta puzzle’ı almak için güle oynaya gittiğim dükkanda ürünün satılmış olduğunu görmek açıkcası pek hoş olmamıştı. O zamandan bu yana denk geldiğim kitapçıların yada puzzle bulunan dükkanların educa reyonlarında “Bearly Christmas” a bakar idim taki geçtiğimiz aylarda Dost Kitapevine...
Uzun zamandır blog ile alakamı kesmiş durumdaydım. Bir süredir içimden ara ara geçen düşünceler tekrar dönmek yönünde idi ancak günlük hayatın koşuşturmacasında sağa sola devinimlerle beraber bu düşüncemi gerçekleştirememiştim. Taki bugüne kadar… Evet, tekrar blog hayatına dönmüş durumdayım. Gariptir eski blogcuların büyük bir kısmı sessizliğe bürünmüş durumda. Neyse efendim yine buradayız, aradan geçen zamanda birçok şey oldu. Bunlar arasında en ne geregi vardı dedirteni sanırım askere gidip gelmem idi. Bunun dışındakiler ise yüzeysel...
Yaşadıklarından öğrendiğim 10 şey var; Gerekli durumlarda HAYIR demesini bilmeliyim. HAYIR demesini bilmeliyim. Gerekmese bile GEREKSİZ durumlarda HAYIR demesini öğrenmeliyim. HAYIR demenin kötü birşey olmadığını öğrenmem gerektiği gibi dediğim kişininde bu deyişimden ötürü hakkımda ne düşünecek olduğunu DÜŞÜNMEMELİYİM. HAYIR demekte bir erdemdir, onlarca saçma sapan EVET içinde. HAYIR demektede bir HAYIR vardır. İnsanların en HAYIRlısı, HAYIR diyebilendir. HAYIR-SIZ bir hayattan HAYIR gelmez HAYIR demeden Gereksiz çocukça kaprislerin bir HAYIR ile...
( Bknz Şekil 1.A – Doğum günü pastası ) Yaş 35 yolun yarısı eder demiş şair ama yaşın 25 oluşuna dair henüz literatürümüzde bir bilgi yok. Matematiksel gerçekler çeyrek asır olarak tabir etsede, asır kelimesinin elbiseme yakışmadığını düşünüp reddediyorum modaya uygun giyinmeyi. Daha dün gibi zillere basıp kaçtığımız ve bundan garip bir şekilde haz aldığımız günler. Neyse konumuza dönelim, 25. doğum günü; Normal başlayan, öğlene doğru temponun arttığı gece...
İşte gidiyorum / Birşey demeden / Arkamı dönmeden / Şikayet etmeden Hiçbirşey almadan / Birşey vermeden / Yol ayrılmış, görmeden gidiyorum Ne küslük var ne pişmanlık kalbimde / Yürüyorum sanki senin yanında Sesin uzaklaşır herbir Adımda / Ayak izim kalmadan gidiyorum Gerdiğin tel kalbimde kırılmadı / Gönülkuşu şarkıdan yorulmadı Bana kimse sen gibi sarılmadı Işığımız sönmeden gidiyorum