Zeki Müren dinler misiniz? Çok sık olmasada bazen öyle an ve durumlar olur ki dinlemelidir kendileri diyenlerdenim. Hatta öyle anlar vardır ki dinlenmez ise kabahattir insanın yaptıgı. Neyse efendim bugün birden bire giriverdim bıldırcın sokağına (*), kaç defa arşınladım yolunu bilmiyorum ama hala sokaktayım şuan..
1965 yılında Zeki Mürenin çıkarmış oldugu Bıldırcın Yağmuru adlı şiir kitabından seslendirmiş oldugu bazı şiirlerin Şahin Özen önderliginde albümleştirilmesi ile dinleme imkanımız olan bu albüm, ne güzel olmuş pek bir sevdim sınıfında olanlardandır fikrimce…
Tek tek sözleri yazmak istemekle iyi de yazarsan ne olur blogun hali? kaç satırdır o şiirler arasında gidip gelirken bir çözüm yolu buldum sanırım. Hoş yazı ile denemiş olacagım ama bakalım çalışacak mı. Şarkı/Şiirlerin yanlarında bulunan
simgesine tıklayarak ilgili sözleri okuyabileceginiz gibi açılan sözlerin altında bulunan
simgesine de tıklayarak kapama işlemini gerçekleştirebilirsiniz. Sözlerin yanı sıra hangisini koysam şeklinde bolca gidiş geliş yaptıgım şiirlerden Kara Rıhtımı yazının sonuna iliştirdim. Keyifli dakikalar dilekleriyle…
01-)
Beni Bursa Sokağında Vurdular
Beni Bursa Sokağında vurdular
Güneşi olmayan bir sabahta
Yeşil şarap aktı bileklerimden
Bir çöpçünün nasırlı eli saçlarımda
"Picadilly" kızları öbek öbek pınarlarımda
Sarhoşlar avuçlarımda yürüdü
Ömür çizgim bir postalın kabarasında
Güneşi olmayan bir sabahta
Beni Bursa Sokağında vurdular
Küf kokan kızlar taşıdı kollaırmdan
Terli köy çocukları
Tüm sarı ne varsa, tüm solgun her şey
Eflatun gözler, siyah duduklar
"Picadlly" kızlarında
Beni Bursa Sokağında vurdular
Bir akşam gazetesinde sayfa sayfa ismim
Karakol taşları hep soğuk mudur?
Ağustos’ta da nem nem midir merdivenler?
O günden beri güneşsiz sabahlardan korkarım
O günden beri…
O sokağın her taşında ben varım…

02-)
Avucumdaki Dua
Avucumdaki dua parmaklarımdan süzüldü
sana mum yaktım içimden
gene gözlerine gömüldüm
mezarsız ölüler ölüsüz mezarlar
defne yaprağında ayçiçeğinde seni bir ısırganda aradım
her sabah karşı bayırdan doğdun her mehtapta üşüttün içimi
gel bana dağların başı gel
deli gönlümün deli yoldaşı gel
pabucun bağsız saçların ıslak gel
avuçlarında çile getir tırnaklarında nefret
cebimdeki kini al..

03-)
Gözümden Öpme
"gözümden öpme,
ayrılıktır" derdin.
öpmedim
ayrılmadık mı?
uğursuz diye firuze yüzüğünü denize attın;
mavi taş deniz kızında kolye,
sen beni sattın.
yeni ay görünce yüzüne bakardım;
göz bebeklerimde sen vardın.
leyleği havada görmek için seninle
yeryüzünü unuturdum.
hasret kurşunu ile dün
dört karga vurdum…
güvey duvağı görmezmiş düğünden evvel,
şimdi ellerin bile bana el.
evliya bahçesinde nar ağacı;
dalına gönlümden çile bağladı,
eski nemli dualarıma ağladım.
helva dağıttım öksüzlere kandillerde.
sen ordasın ben yaban illerde.
"gözümden öpme, ayrılıktır" derdin.
öpmedim.
ayrılmadık mı?

04-)
İskeleler
şimdi sizlere beni çok duygulandıran
ve birçoğunuzun başından geçtiği halde
bazılarınızın kaleme aldığı,
bazılarınızın zihninize nakşettiği bir duyguyu
ifade etmek gayretinde bulunan bir şiirciğimi sunacağım efendim…
iskeleler artı gemilerin pervanesinde
her limandan bir hatıra kalır
bulutlarla el ele
odun kulübeydi hayalimiz
saçlarımız defne, aşkımız çam kokacaktı
sen çorbamı pişirirken, ben odun kıracaktım
“çamurlu ayaklarınla girme, çamurlu ayaklarınla girmesene” diye bağıracaktın kulübeye..
ne bileyim kalbime bir gün balçık balçık çökeceğini
koca yemiş, karamuk avuçlarımda
ceplerimde sevgi getirecektin vadiden
kalbimde burcu burcu şefkat
gözlerimiz çarşafsız yatağın beyazında
rüzgarlar dolduracaktı maşrapamızı
huyu suyuna hasretim bak, sivrisinekli gölde
yalnız senin için yaşamak, yalnız seninle ölmek
tüm benim olasın derdim
iskeleler artı gemilerin pervanesinde
her limandan bir hatıra kalır…

05-)
Kara Rıhtım
saclarin gunah koksa
kirpiklerin ihanetten dokulse
tirnaklarindan yabanci ellerin soguklugu suzulse
rihtimda bekleyenin benim
yasarken bahcen
gocunce mezarin kalbimdir derdin
icine gommek icin mi kiydin bana
hic gelmesen de bekleyecegim
guvertelerde ucusan nice el var
bana da bir siyah mendil sallayan olur bir gun
yanlislikla
seni saadet kuslarinin kanadi getirmisti
leylek gagalarinda yaban ulkelere gocesin diye mi
ruhumun iklimine uysan ne olurdu
ben degistirirdim dunyami ya da isteseydin
dileseydin kutuplarda taze hurma toplardim ellerimle
ekvator damlarindan buzlar sarkitirdim
gitmek istedin
ne gonlunun iklimi
ne ruhundaki mevsimler…
hepsi bahane gitmek istedin
bekleyeni olan rahat gider
benim de bekleyenim olsaydi rahat giderdim
nereye…
senin ulkene
hic donmesen de bekleyecegim
guvertelerde ucusan nice el var
bir gun bana da bir siyah mendil sallayan olacak yanlislikla
ben… ben…
gozlerim beklemekten kor olmus
hasret sarkilari soyleyecegim iskelelerde

06-)
Kazancı Yokuşu
Paris sokaklarında sabaha karşı
çöp tenekelerinden aşk dökülür
aşıklar balık kılçıklarında
ölür…
şanzelize yağmurda buğulu ayna
çiçekli jartiyerlerin gölgesi iz iz
kişiler geçer kişiliksiz
madrid balkonlarında zehirli asma gülleri
kök temiz filiz kirli
roma, nerondan arta kalan yaralar
aşk çeşmesinde kalp paralar
kazancı yokuşunda bir yatır var
ömürle yarışır mumları erimekte
beni orada bekle
ne çilekeş
ne vefakâr
o ne sırdaş dede
o yokuş baharda da ıslaktır
güzde de
kayan kendi ayağın
düştüğün kendi kaldırımın
o yokuşta niceleri neler diler
o yokuşta gün ışırken
çöp tenekeleri ve yalnız
kediler…

07-)
Rakımda Buz Parçası
rakımda buz parçasısın, yudumladıkça yanarım
sen aysberglerin torununun torunu,
ben macellanı’n ta kendisi
kutuplarda ekvatoru keşfettim
şimdi ren, nil’e dökülüyor
niagara, şap denizi’ne
van gölü’nü kolorado’ya aktarabilsem ah
hayallerim sıcak, buz eridi öksüz kadehimde
her damlada sana yandım
andıkça andım, andım, andım…

08-)
Suları Taşladım
belgrad ormanlarında bir gün, tek başıma dolaşıyordum
ve de nilüferler açmış, bir gölün kenarında
bir ağaç dalına oturdum
uzaklara daldım.
kurbağalar sıçrıyordu, böcekler uçuşuyordu
ve de değişik kuşların sesleri kulağıma doluyordu
dedim ki, bu sulara taş atmaya bile kıyılamaz
onları dalgalandırmamalı,
onları uykusunda bırakmalı,
onlar, belki rüyadadır şu anda.
düşündüm ama, güpegündüzdü
sular gündüz uyumazdı
onu daha büyük şairlerimizden öğrenmiştim
o zaman dedim ki
bir küçük taş atsam
onun harelerinde ve halelerinde
acaba neler okur gözlerim?
ve de şiirimin ismi suları taşladım…
suları taşladım ellerimde boğdum seni harelerde
artık yaban gözler görmeyecek yüzünü,
öldün, aşkım dirildi.
boynu bükük kır çiçekleri tutsun yasını
söğütler kamçılasın beni
ellerimle boğdum seni
bir oyuncak kayık battı kıyıda
bir çocuk ağlıyordu
ben sana,
sen kağıttan sandala kıydın,
yapmamalıydın.
çocuk benim gözlerimde hıçkırdı
ben çocuğun avasında haykırdım
bugün durgun suların kalbini kırdım,
kırmamalıydım…
şartmış gibi baharı müjdeliyordu yaban sümbüller
kimeydi bu mutlu haber, nerdeydi?
durgun sular dargın,
batan kayık yorgun
yalnızdım.
kırılası ellerimle sulara mezar kazdım.

(*) Beni Bursa sokagında vurdularla, bıldırcın yagmurunun ortaya karışık halidir.
Bıldırcın Yağmuru şarkı sözü şiir Zeki Müren
He hee.. 
Süper olmuş..
Teşekkürler Altan, aslında ortalık küçük simgelerle doldu ama yazı içerisinde tek kullanımlık bir kısım için güzel gibi. Veya hiç olmadı simge yerin “Du bi neymiş” yazısı koyup tıklandıgında açılan, “Tamam tamam okudum” yazısına tıklandıgında kapanan bir şekilde verilebilir ilerde.
Ahh Özkan, Zeki Müren sevilmez mi hiç..
Bu arada javascript butonlarda çok hoş olmuş.. 
"Göster bakem" "kapa gitsin"..
Yaa bu arada Özkan, site saati 1 saat ilerde gidiyor..
Dimi ama Hain Kadın, Sevmeyenler için işte kapı orada
diyecegim ama şaka tabi. Saat konusunda ise hiç ama hiç dikkat etmedim desem, bildirim için teşekkürler. Megersem bu wordpress yapısında yaz saati ve kış saati uygulaması varmış
Ve tahmin edildigi üzre şu aralar “artık yaz gelsin, artık yaz gelsin” diyen bendeniz tesadüf yaz saatinden takılıyormuşum.
Butonlar biraz ortalıgı toparladı gibi, bir süre böyle gider gibi.
şiirleri harika evet harika
helal olsun bir şiir hastası olarak,okudukça hüzünleniyorum
bu sevebilmek imkansız sevmeyi bilmiyor kimse,sevmeyi nbilmediğin içinde sevgiyi sezemiyor sevildiğini anlamıyor, sevene kapılarını bilmeden anlamadan kapatıyor,kötü bir şey sevilmeden sevmek aslında acı veriyor insana, içini yakıyor seviyosun parçalanıyosun karşındakinin umrunda değil ama yinede seviyosun elinde değil, içinden geliyor sevmek, mantığını yok sayıyosun sanki bazen, kör oluyosun farkında olmadan, en acısını sevilmediğinin hissetirilip, kor gibi içini yakması, seviliyosanız sevemediyseniz bir şans verin açın gönlünüzü, sevginin sesini bir dk dinleyin sevgi aşk hatrına olmazmı
zeki müren’in kara rıhtımı ilkkez dinledim içimden bir şeyler koptu sanki anlatamam,en büyük acı sevgisizlik biliyoruz hepimiz
zeki müren hayranıyım ve ömrümün geri kalan kısmıda ona duydugum hayranlıkla geçeçek şarkılarını dinlerken gökyüzünü seyredicem şiirler yazıcam kendi kalemimden ve ona ait defterimi okucam satırlarını okurken bütün şarkılarını biliyorum ezbere obenim çoçuklugumdan beri severek dinlediğim batmayan güneşim zeki mürenim benimm 30 yaşındayım 10 yaşımdan beri seninle varım benden fazla hiçkimse hayranlık duyamaz bu kadar sana çünki ben hala seninle yaşamaktayım bedenler ölür ruhlar yaşar bence, ruhen yaşatmaktayım seni paşam ben zehra soljin unutmadım seni ben..
sevgi anlatılamaz yaşanır hissedilir mutluluklar vardır bir anlık arkasından gelen acının farkında olamayız acılar dilsizdir susmak çare etmez ama sustukça acın büyür içinde işte o zaman ne anlatabilirsin nede yazabilir çaresizdir ümitler insanın içindedir alacası tanıyamazsın ve korkarsın yarınlarından ümitsizlik kabus olur yaşadıkça yine anlatamazsın yaşayan bilir acıyıda tatlıyıda ama bide hüzün vardır işte ozaman al kalemini eline otur yaz birşiir bi köşede…
Sanat Güneşimiz Zeki Müren, Türk Müziğinin gelmiş-geçmiş en büyük sanatçısıdır. Bir başka ülkenin böyle bir sesi olsaydı, inanın ki değerini fazlasıyla alırdı. Biz değerlerimizi korumayı ve değerlerimize sahip çıkmayı zannedersem pek az biliyoruz. Ne dersiniz…
zeki müreni bende çok severim hatta bir grubumuz var yeni kurduk sizleride aramızda görmek isteriz..desteklerinizi bekliyorum
http://www.facebook.com/group.php?gid=116174535072658&v=wall
zeki mürenin hiç bir zaman benim kadar içten yürekten seveni olamaz çünkü ben demek o demek ben kendimi bildim bileli hep onunla yaşadım ben onun adına günlük tuttum yazdığım her şiirde ben hep onu anlattım seni sevmek sesini dinlemek benim yaşama sebebim